İsfahan'dan Çıktım Çektim Besmele, Hamdu Senalar Olsun Geldim İsmil'e
William John Hamilton'un Anısı | 2.6.2017



İngiliz jeolog William John Hamilton 1842 de geldiği İsmil'le ilgili bir anısını şöyle anlatır:

İsmil'e yaklaşırken düşük yükseklikteki tepeler sağımızda belirdi.
Sol tarafımız ise adeta bir bataklık gibi görünüyordu.
Yüksek sazlıklarla kapanmış bereketli olduğu anlaşılan nemli topraklar vardı.

Köye girdiğimizde kime ait olduğunu bilmediğimiz yüz civarında ev vardı.
Her tarafı her ebatta çadır ile kaplı bir zemin bulduk.
Atların katırların ve develerin diz çöktüğü bir yerdi burası.
Sürücüleri tarafından gruplandırılmış hayvanlar resimlendirilmeye değer bir görüntü oluşturmuşlardı.

Bu kişilerin Türk oldukları söylendi.Şam'dan ve hacdan dönen bir kafileydi.
Padişah tarafından geçen yıl peygamberin kutsal şehrine giden Sur Emin alayıydı.
Edirneli bir paşa grubu ise bu kafileye nezaret için atanmıştı.
Bu şekilde mukaddes Konstantinopolis'e varıyorlardı.

Kamp hoş ve güzel bir manzara izlenimi veriyordu. Sultan için güzel hediyeler vardı.
Tüm boyutlarda ve renklerde muhteşem iki kutuplu çadır vardı Paşa ve haremi için.
Mütevazi seyisleri ve pırıl pırıl gümüş toplarıyla bir tuval gibiydi.
Görevliler güvenli olan bir alanı Paşa'nın atlarına bakmak için ayırmışlardı.
Ben de bakmak için akşam yürüdüm. Baktığımda sadece kestane renkli değerli bir tay gördüm.
Gerçekten yoğun bir sahneydi. Çadır kadar paketler ve sayısız görevliler de çarpıcıydı.

Atlar beslenip temizlendi.Yükler tekrar yüklendi Konya istikametinde yol almak için.
Bu sırada köyün sürüleri dönüyorlardı otlaklarından.
Yoğun bir koyun sağma merasimi için köyün dışına gidiyordu köylüler.
Yaşayabilmek için koyun üretiyorlardı İsmil'de.
Sürüler öyle çoktu ki, belkide Amyntas'ın üçyüz başlı sürülerinin soyuna dayanıyordu torunları.

 Murat YAYLACI